Donnerstag, 26. Februar 2015

DIY Schmuckkästchen



Letzte Woche erreichte mich ein kleines Päckchen aus Schweden. Nämlich eine neue Uhr von, ihr erratet es bestimmt schon ;-), Daniel Wellington, die ich mir freundlicherweise aussuchen durfte.

Viele von euch kennen die Marke bereits und auf so manchem Blog wurde die hübsche Uhr ja auch schon vorgestellt. Da ich ausschließlich nur Silber und Weißgold trage, habe ich mir dementsprechend das Gehäuse in Silber und mit klassischen Lederarmband ausgesucht. Was mir aber am allerbesten gefällt ist das schlichte, zeitlose aber sehr elegante Design dieser Uhr.







Praktischerweise habe ich die neue Uhr nun zum Anlass genommen, mir endlich eine neue Schmuckaufbewahrung zu basteln.

Und dazu braucht es auch gar nicht viel:
Boxen aus Arylglas, die sich am besten für eine sichtbare Aufbewahrung eignen. Die bekommt man mittlerweile überall, hier (klick) habe ich so ähnliche gefunden.
Natürlich eigenen sich auch alte Holzkisten oder Schuhschachteln dafür.

Für die Einlage und um auch Ringe, Ketten etc. darin aufzubewahren braucht man noch etwas Filz (nicht zu dick). Außerdem noch: Lineal, Filzstift und doppelseitiges Klebeband.

Schnell gemacht:

DIY JEWELLERY BOX




So geht´s:

Zuerst die Innenmasse der Acrylbox nehmen und den Filz auf dieselbe Breite schneiden.
Je nach Tiefe der Box werden nun gleich breite Streifen auf dem Filz aufgezeichnet (bei mir sind es jeweils 6cm) und ausgeschnitten. Ergab bei mir 5 Streifen, das passt ihr aber einfach eurer Box oder Schachtel an.




Nun auf den einzelnen Streifen jeweils am Rand das Klebeband anbringen und die Streifen einrollen. Den Boden der Box mit Filz auslegen und die zusammengerollten Streifen in der Box anordnen. Durch den eher festen Filz halten diese auch ohne Kleben und schon seid ihr fertig und könnt euren Schmuck schön präsentieren.





Und falls ihr noch Platz habt in eurem Schmuckkästchen - 
ihr bekommt bis einschließlich 15. März 2015 mit dem Code:

DW_sinnenrausch

15% Rabatt auf das gesamte Sortiment von





Ich wünsch euch einen schönen Abend!
Alles Liebe,
Rebecca




Mittwoch, 25. Februar 2015

Blog Hocam 4 Yaşında!

Şuıan okumakta olduğunuz blogu ne zamandır takip ediyorsunuz bilmiyorum ama bu blog tam 4 yıl önce “Blog Hocam’a Hoşgeldiniz!” başlıklı yazıyla başlamıştı yayın hayatına. 4 yıl önceki o yazımda kendimden, Blog Hocam’ı neden ve nasıl kurduğumdan, neler paylaşacağımdan vs. bahsetmiştim. O günlerde BH’nin bu kadar uzun zaman aktif olarak yayında kalacağını ve bu kadar geniş bir kitleye ulaşacağını hayal bile etmemiştim. Zira o günlerde ne bloglar ne de blog yazarlığı bu kadar yaygın değildi.

 

BH’nin bu dördüncü doğum gününde teşekkür etmek ve sizlerle paylaşmak istediklerim var elbette ama bunlara geçmeden önce BH ile yeni tanışanlara geçtiğimi 4 yılda benim ve BH’nin başından geçenleri kısaca hatırlatmak istiyorum.

 

dogumgunu

 

4 Yıl Böyle Geçti…

 

Şubat 2011’de kurduğum Blog Hocam, dönemin blog yazarlığı hakkında güncel yayın yapan ilk blogu olduğu için ve yoğun netwoking çalışmalarım sonucunda kısa sürede ciddi ziyaretçi sayılarına ulaşmıştı. Zamanla yorumlar ve mailler ile okuyucu-yazar etkileşimini kurmayı da başarmıştım ve herşey yolundaydı. Okuyuculardan gelen istekler ve benim çizdiğim yol haritası doğrultusunda düzenli olarak özgün yazılar yazıp yayınlıyor, karşılığında güzel tepkiler alıyordum. Blog yazarlığı hakkında blog yazmak oldukça keyifliyken ve herşey yolunda giderken mahkeme kararıyla Blogger’a erişimin egellenmesi ben dahil tüm Blogger platformunu kullan blog yazarlarının ziyaretçilerini ve heveslerini kaybetmeye neden olmuştu.

 

Erişim engelinin kalkmasının ardından kısa sürede eski aktifliğine ve güncelliğine kavuşturmayı başardığım Blog Hocam, gün geçtikçe okuyucu sayısını, ziyaretçi sayısını, nitelikli yorum sayısını arttırdı ve ülkenin önde gelen bloglarından biri oldu. Bununla birlikte reklam ve sponsorluk teklifleri de arkaya arkaya geldi doğal olarak. Önce çeşitli çekilişler düzenleyerek kendim kazanmak yerine okuyuculara çeşitli hediyeler dağıttım. Onlarca kişiye ufak tefek bazı hediyeler dağıttım sponsorların destekleriyle. Fakat bu iyi niyetimin suistimal edildiğini ve ilginin azaldığını görünce reklam ücretlerini kendi cebime atmaya başladım :) Çünkü bu ücretler aylık 700-800 liranın üzerine çıkmaya başlamıştı. Bu devirde fena para değil.

 

Daha sonra blogun sahibi tek sabit yazarı olan benim hayatımdaki ciddi değişiklikler Blog Hocam’ı da ister istemez etkiledi. Bu değişiklikler neler miydi? Öncelikle 2003 yılında tanıştığım ve o günden beri her şartta beni seven, yanımda olan kadınla evlendim. Hak verirsiniz ki bekar ve tek yaşayan bir erkeğin bloga veya özel zevklrine ayırdığı vakitle evlendikten sonra ayırdığı vakit aynı olamıyor. Yeni düzenime alışana kadar da  BH’yi ihmal ettim haliyle.

 

Fakat Blog Hocam’a hem okuyucuların, hem de sponsorların ilgisi giderek artmaya devam ediyordu. Bu yüzden bazı fedakarlıklar yaparak blog yazmaya ve yönetmeye tekrar vakit ayırmaya başlamıştım ki bir radikal gelişme de iş hayatımda oldu. Mevcut işimi, okulunu bitiren kız kardeşime devrederek bambaşka bir sektörde yepyeni bir maceraya atıldım. Ne yazık ki hala istediğim düzeni oturtamadım. Bu nedenle halen Blog Hocam’a yeteri kadar vakit ayıramıyorum.

 

Fakat herkes şunu bilsin ki 4 yıllık emeği kaderine terk etmeye hiç niyetim yok. Er ya da geç Blog Hocam eski aktif günlerine dönecektir.

 

 

Var Olun…

 

Rakamlara, istatistiklere hiç girmeden BH’nin 4 yılını kısaca özetledikten sonra teşekkür kısmına geçmek istiyorum. 4 yıl boyunca Blog Hocam’ı ziyaret edip yazılarımı okuyan, okuduğu yazıları değerli bulup tekrar ziyaret etmek üzere sık kullanılanlarına ekleyen, sosyal medya veya diğer kanallar aracılığıyla takip eden, yorumları ve mesajlarıyla beni motive eden tüm Blog Hocam ziyaretçilerine teşekkür ederim.

 

Blog Hocam’ı değerli görüp sponsor olmak veya reklam vermek isteyen tüm firmalara, site sahiplerine, dijital pazarlama çalışanlarınaGoogle’a ve Bumerang’a teşekkür ederim.

 

Blog Hocam için içerik üretmeye yeteri kadar zaman ayıramadığım son dönemde misafir yazılarıyla blogu ayakta tutan tüm değerli blogger arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

Son olarak blog yazarlığına olan ilgimi ve Blog Hocam’a ayırdığım vakti anlayışla karşılayarak hiç bir gün sorun çıkarmayan eşime sonsuz teşekkür ediyorum.

Turkish Style Potato Salad (Türk Usulü Patates Salatası)

 


Here is a simple, light and delicious potato salad: Turkish style.  There is no mayonnaise or eggs in it, but if you would like it a little creamy, both ingredients can be added. Instead of green onions dried red onion and instead of green garlic a garlic clove can be used. The green onions and green garlic are from my small garden so I preferred to use them. The pictures show more green onions and garlic than what the recipe calls for. The last minute, I decided not to use them all in the recipe and left them for other types of salads. For two medium potatoes, I think the amount of the greens is perfect. Enjoy!

2 medium russet potatoes
½ cup chopped green onions & green garlic (3 green onions and 1 green garlic)
2 tbsp chopped parsley
1 tsp sumac
1 tsp red pepper flakes
1 tsp salt
¼ cup olive oil


Place the whole potatoes with skin in a sauce pan and fill water to cover them. Boil for about 45 minutes or until tender. This can be checked with a fork.

Let them cool. Peel the skin. 


Cube the potatoes and place in a deep bowl. Add the rest of the ingredients and toss. Enjoy alone as a snack or a side dish. 

Dienstag, 24. Februar 2015

Yoğurtlu Mercimek Ezmesi






Yoğurtlu Mercimek Ezmesi



Malzemeler;

2 - 3 adet haşlanmış patates

1 su bardağı kırmızı mercimek

1 adet kuru soğan

5 - 6 dal taze soğan

1 yemek kaşığı biber salçası

1 yemek kaşığı domates salçası

2 yemek kaşığı sıvı yağ

Tuz, karabiber



2 su bardağı yoğurt 

100 gr labne



Maydanoz, ceviz içi



Yapılışı;

Patatesleri ezerek bekletin. Kırmızı mercimeği hafif sulu haşlayın ve

Samstag, 21. Februar 2015

[Nachmachtipp] Vasen aus Beton


Oft sind es Materialien mit komplett gegensätzlicher Wirkung, die wunderbar zusammen passen. Auf dem ersten Blick mag Beton hart, steril und kalt wirken, aber in Kombination mit Glas, Holz oder Blumen wird er zur außergewöhnlichen Dekoration.

Und das Schöne an Beton ist, finde ich, seine Unkompliziertheit. Lässt man im nur genug Zeit, so darf man sich auf die schönsten Ergebnisse freuen. Und das ist auch schon die größte Herausforderung: das Warten. ;-)

 Außerdem sind kaum Vorkenntnisse nötig um etwa einfache Vasen aus Beton herzustellen:






Du brauchst:

- Gläser, kleine Glasflaschen etc.,
- Plastikbecher (0,4L bzw größer als die Gläser)
- Fertigbeton aus dem Baumarkt
- Gewichte zum Beschweren, etwas Haushaltsfolie
- Pflanzen

So geht´s: 

Beton nach Herstellerangaben mit Wasser anrühren und etwa bis zur Hälfte in den Plastikbecher füllen. Das Glas und die Flasche nun mittig in den Beton drücken, mit Folie abdecken und mit einem Gewicht beschweren.

Nach ca. 2 Tagen die Becher entfernen und die Gefäße noch einmal gut zwei Tage durchtrocknen lassen. Danach sind die Vasen auch schon fertig und können bepflanzt oder mit Kerzen dekoriert werden.











Viel Spaß beim Ausprobieren und ein schönes Wochenende für euch!

Alles Liebe,
Rebecca




Mittwoch, 18. Februar 2015

Yabanmersini soslu Yabanmersini ve Limonlu Kek


Son zamanlarda yaptığım ve yediğim en lezzetli, en güzel dokulu keklerden biri oldu bu yabanmersinli ve limonlu kek. Kekin dokusu hem yumuşak, hem pofuduk ama hem de sıkı, nemli; tadı mis gibi limon kokulu, yabanmersinli baskın tadın altında tereyağının o güzel aroması.

Her zaman yaptığım vanilyalı bir kekim var. Çay kahvenin yanına en çok sevdiğim kek vanilyalı kektir benim. Çoğunluğun aksine sırf çikolatalı kek beni bayar. Bu vanilyalı keki de sürekli modifiye ederim. Greyfurtlusu, limonlusu, meyvelisi, çikolata parçalısı vs. En çok da turunç yakıştırıyorum ben bu kekin dokusuna. Bu sefer yine hazır bir sürü yabanmersini de bulmuşken güzel bi kek yapayım dedim yine bu vanilyalı tarifle.


Yabanmersini bulmak pek kolay değil, biliyorum. Istanbul'da Macro Center, büyük Migroslarda var. Başka şehirlerde de vardır yine ama bilmiyorum. Bu yüzden eğer yabanmersini bulmam ben derseniz size güzel bir haberim var. Bu tarif vişne ile de mükemmel oluyor, frambuaz veya böğürtlenle de. Yani bu frenklerin "berry" dedikleri hemen her şey uygun. Ben de zaten bunu daha önce vişneli ve böğürtlenli çok taptım. İçiniz rahat rahat yapabilirsiniz.



Hmm, krema... Kreması biraz spontane oldu. Aslında keke başlarken aklımda üstünden bi glaze gezdirmek vardı en son aşama olarak. Aklımda yabanmersinli glaze yapmak vardı. O niyetle başladım. Glazein asıl mantığı şudur: Pudra şekeri ve sıvı. Siz buna tereyağ ekleyebilir, sıvı olarak limon suyu veya bal, akçaağaç şurubu ya da süt, kahve gibi sevdiğiniz bir şey kullanabilirsiniz. O glaze kekin üstüne döküldükten sonra donar. Ama kururdur, keke bir ıslaklık vermez, sadece aromalı ise aroma katar veya sade ise tatlandırır. Ben bunu da yabanmersinli yapmak istedim. Bunun için önce klask bir meyve şurubu/suyu ile yapılan glaze yapacaktım ama aslında o kuruluğu da sevmediğimi hatırladım. Bu yüzden süreç içerisinde glazeden uzaklaşarak çoooooook lezzetli bir sos yaptım.


Yabanmersinlerini şeker ile pişirmekle başlayıp, kendimi en son kremamı peynir ile blendırdan geçirirken buldum. Benimki biraz spontane oldu dedim ya, blendır kullanmaya gerek kalmayabilir işlem sırasını düzgün ayarlarsanız.

Dedim ya, hep yaptığım ve modifiye ettiğim bir kek diye. Ben bunu bazen direkt krema ile yapıyorum buttermilk yapmak yerine. O da çok güzel bir doku veriyor keke. Burda isterseniz, krema kullanacaksanız kremayı tereyağı ve şekeri çırparken, kremayı bunlarla beraber çırpıp, buttermilk kullanmadan da yapabilirsiniz keki.

Yağ sizi korkutmasın. Kek yapıyorsanız ve nemli, yumuşak dokulu bir kek istiyorsanız yağ sizin dostunuz. Tereyağını, süt yağını sevin. Margarinden mümkün mertebe uzak durun. Zaten böyle bir kek yapmak isteyip de yağdan şekerden çekinmek bana garip geliyor. Yani bir kekin dokusunun böyle olması için belli malzemeleri içermesi gerek. Ben şeker yerine şunu kullansam, krema yerine süt kullansam, tereyağ yerine sıvıyağ kullansam olur mu? derseniz cevabım evet, olur. Ama dokusu böyle olmaz. Bu yüzden buttermilki süt değil krema ile yapacağız.


Keki yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli noktalar:

Tereyağı YUMUŞAK ve oda sıcaklığında olacak, yoksa kek kurur.
Süt kreması ve yumurtalar da oda sıcaklığında olacak.
Meyveleri dondurulmuş kullanabilirsiniz, sıkıntı değil.
Vanilya olarak ben bazen vanilya ekstresi bazen de Dr. Oetker markalı böyle minik cam tüplerde satılan tereyağ-vanilya aromasını kullanıyorum. Vanilya ekstresi yoksa, toz vanilinden iyi bir alternatif olabilir sıvı aroma. 1 tüpü bir keke yetiyor.


Yabanmersini soslu Yabanmersini ve Limonlu Kek

Malzemeler

4 büyük boy yumurta
1 bardak + 1 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi (rendenin ince tarafı ile rendelenecek)
3 yemek kaşığı limon suyu 
1/2 bardak süt kreması + 1 yemek kaşığı limon suyu veya beyaz sirke
115 gr tereyağ 
1/2 bardak sıvıyağ (ben zeytinyağı kullandım)
2 bardak + 1 yemek kaşığı un 
1 çay kaşığı kabartmatozu
1/4 çay kaşığı tuz
vanilya 
1 bardak yabanmersini veya böğürtlen, frambuaz vs

Fırını 180C ye ayarlayın. 
Kek kalıbınızı tereyağ ile yağlayıp hafif unlayın.
Süt kremasına 1 yemek kaşığı limon suyunu ve ekleyip ve 1-2 kere karıştırın.  5-6 dakika kadar bekleyin, bir süre sonra içerisinde kesilme olacak, normali bu. Endişe etmeyin. 

Un ve kabartma tozunu ayrı bir kaba eleyin. 

Ayrı bir kapta tereyağ, şeker, limon kabuğu, vanilya ve tuzu 2 dakika boyunca önce orta sonra yüksek devirde çırpıp krema haline getirin. 
Yumurtaları teker teker ekleyip çırpın, her seferinde iyice karıştığından emin olun. 
En son yumurtayı ekledikten sonra buttermilk, sıvıyağ ve limon suyunu ekleyip iyice karıştırın. 
Unu iki seferde ekleyip, yavaş devirde veya el çırpıcısı ile topak kolmayana kadar karıştırın.
Kek kalıbına alıp üzerine meyveleri serpiştirin. Bir çatal ile hafif alt üs ederek karıştırın. 
Fırında 50 dakika kadar pişirin. 

Kreması

15-20 tane yabanmersini
2 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı tereyağ
4-5 yemek kaşığı pudra şekeri
4 yemek kaşığı krem peynir veya labne veya mascarpone peyniri

Yabanmersinini ufak bir tencereye veya sos tavasına alıp, üzerine toz şekeri serpin. Orta ateşte reçelimsi bir kıvam alana kadar pişirin. Kıvam alınca altını kapatın. Tereyağı ekleyin ve eriyene kadar karıştırın. Krem peyniri de ekleyip, hepsini blendırdan geçirin. 

Kekiniz soğuduktan sonra soğumuş kremayı üzerine gezdirin. 


Sonntag, 15. Februar 2015

Jalapeno Cheddar Hindi Burger Tarifi




Ben tam bir burger delisiyim. Şişli'de oturuken o kadar rahatmışım ki sonradan anladım. Rahatlık derken, böyle dışardan yemek konusunda. Ordan taşınınca ger şey çok uzak kaldı, inanır mısınız subway sadnviçleri bile özledim. Hal böyle olunca da mecbur evde çin yemeği, evde burger, evde şunu da yapayım bunu da yapayım derken açıkçası evde yapılanların çok daha güzel olduğuna karar verdim. Kabul etmek gerek ki kırmızı etle yapılan burgerler evde o kadar da mükemmel olmuyor veya ben yapamıyorum. Yani çok güzel oluyor ama benim o istediğim ızgara tadı bir türlü olmuyor. Tabi bir de ete koyulan kuyruk yağı var ki biz evde koymuyoruz ondan, dışardayken yiyebiliyorum ama evde biri yemeğe kuyruk yağı koysa kıyameti koparırım. Zaten dışarda da sadece burgerde iyi oluyor.

Hal böyle olunca alternatif burgerlere yöneldim. Somon burger, tavuk burger, hindi burger... Bugün yer yemez müptelası olacağınız bir tarifim var. Jalapeno biber ve cheddar köfteli hindi burger. Hindi göğüs kullananıza rağmen kesinlikle kuru olmayan, her ısırıkta içinden çedar akan, baharatları ve jalapenonun hafif acılığı ile tam bir lezzet bombası. Zaten peynirsiz burger olmaz değil mi? Bence de olmaz :D








Sos olarak pek bir şeye ihtiyaç duymadım ben. Karamelize soğan ve avokado kreması ekleyip roka ile tamamladık ve bu haliyle mükemmel oldu.


Hindi göğüs kıyma satılıyor mu bilmiyorum, biz göğüs alıp evde kıyma makinesi ile çektik. Buna alternatif olarak rondodan da geçirebilirsiniz.

Burger ekmeklerini kendim yaptım. Çünkü burda zaten hazır yapılmışını bulmam zor. Sadece uno gibi markaların ekmekleri var onları da sevmiyorum. Ekmekleri yapmak isterseniz tarifi burdan aldım, anlatıldığı gibi aynen yaptım. Sonuç olarak da fotoğraftakiler gibi ekmeklerim oldu.

Karamelize soğan benim resmen en sevdeğim şeylerden biri. Onun da tarifini yazdım.

Avokado püresini mayonez yerine kullanmak istedim. Çok da yakıştı. İçine çok az tuz dışında hiçbir şey atmadım.


Hindi burgerleri yaparken en önemli şey, soğanı olabildiğince küçük rendelemek/parçalamak. Pişirirken de mühürlemek. Bunun dışında bi zorluğu yok.

Ayrıca bu burgerlerden fazla fazla yapıp dondurucuda saklayabilirsiniz.


İhtiyacınız olacaklar



Hindi Burger





500 gr hindi göğüs kıyma
1 çay bardağı küçük doğranmış yeşil soğan
4-5 dilim küçük doğranmış amerikan çedar peyniri/burger peyniri
10-15 dilim küçük doğranmış jalapeno
İnce rendelenmiş  veya küçük küçük doğranmış bir büyük soğan
tuz
karabiber
dilerseniz biberiye, defne, kekik...

Hindi göğüs kıymayı bir kaseye alıp, diğer malzemeleri üzerine ekleyin ve 1-2 dakika yumuşakça yoğurun. Daha sonra her birini dilediğiniz kalınlıkta ve ekmeklerinizin boyuna göre köfteler haline getirin ve buz dolabında yarım saat kadar dinlendirin.

Karamelize Soğan


2 büyük boy soğan
1 yemek kaşığı esmer şeker
1 çay kaşığı deniz tuzu

6-8 yemek kaşığı yağı tavaya alıp ısıtın. Soğanları ekleyin ve orta ateşte ölene kadar pişirin. Yumuşamaya başlayıp, hafiften rengi koyulaşınca toz şekeri ve tuzu serpin, altını kısın ve 15-20 dakika karıştırarak iyice pişirin. Rengi fotoğraftaki gibi koyu, soğanlar yumuşacık olacak.



Avocado Kreması


1 olgun avokado
1/2 çay kaşığı tuz

Marul, roka

Burgerlerin bir araya getirilmesi


Burger ekmeklerini ortadan enlemesine ikiye bölün. Her iki tarafı da tavada veya ızgarada ısıtın.
Ekmeğin alt katına avokado püresi sürüp köfteyi pürenin üzerine ekleyin.
Köftenin 1 -2 kaşık karamelize soğan ekleyin ve yeşillik ile tamamlayıp ekmeğin üst katını kapatın.