Freitag, 7. März 2014

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun..

Ölmemeyi başaranların 8 Mart Dünya Kadınlar gününü Kutlarım....Erkekler Şubat'ta 13 Kadın Öldürdü
bianet'in çetelesine göre, erkekler Şubat'ta 13 kadın öldürdü, beş kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 46 kadını yaraladı, üç kadını taciz etti. Kadınların yüzde 31’ini kocaları, yüzde 23’ünü sevgilileri öldürdü...Eşine çoluğuna çocuğuna şiddet uygulayan erkekler için özel bir hayvan barınağı yapılmalıdır!!!

Algı Yönetiminin Blogger'a Şok Etkisi

Bu yazı, Çerezlerim Blog’un sahibi Muhammed Özer tarafından Blog Hocam için yazıılmıştır.

 

Sizlere bugün bu yazımda çok daha spesifik bir konu olan "Algı yönetimi" ve algılama yönetimi olarak da adlandirilabilen bu kavramın, blogculuk ve blogger dünyasında nasıl bir etki bıraktığını örnekler eşliğinde izah etmeye çalışacağım. Sürç-ü lisan edersem affola.

 

Algı Yönetimi Neyi İfade Etmektedir?

Bugün Google’a algı yönetimi yazdığımızda 532.000 sonuç çıkabilmektedir. Pek duyulmamış olan, ancak çok önemli olduğu, arama motorlarında dahi böylesine fazla oranda sayısal değerlerle yanıtlanması ile örneklenebilen bu kavramın ne anlama geldiğini özellikle öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Algı yönetimini; çeşitli yolları kullanarak, gerçek olguları yansıtma, gerçeği gizleme ve çarpıtma, psikolojik eylemleri yönetme gibi unsurların bileşkesi olarak tanımlıyor kavramın kaşifi Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı.

bilinçaltı

Algı Yönetimine Etkiyen Alanlar

Algılama yönetimi, aslen başta siyaset olmak üzere psikoloji, sosyoloji, felsefe, mantık ve teknoloji gibi pek çok bilim alanında kullanılıyor olsa da ben bugün sizlere bu kavramın, "İletişim" olgusuyla bağlantısı üzerine yazacağım.

Algı yönetimi, iletişimi yönetmektir arkadaşlar aslında. İletişim kavramına kısaca değinmek gerekirse, sözlü veya yazılı suretle insanlar arası ilişkilerde var olan bir gerçeklik olarak tanımlayabilirim. İletişimi yönetebilen, karşılıklı bilgi alışverişinde veya tek taraflı bilgi aktarımlarında mutlak kontrolü elinde bulundurabilen birey, karşısındaki kişi ya da kişilere üstünlüğünü hissettirebilmiş, yönlendirebilme özelliğine sahip, algı yönetimini uygulayabilen insan demektir.

Blogculuk ve Blog Yönetimine Yansımaları

Gelelim algı yönetiminin, blogculuk ve blog yönetimine olan etkisi ve blogger dünyası  üzerindeki izlenimlerine arkadaşlar. Nedir bu algı yönetimi ile blogger arasındaki ilişki?

Daha önce de belirttiğim gibi algı yönetimi; iletişimi, yani insanlar arası ilişkileri yönetmek idi. Bu da blog yönetimi ile doğrudan ilişkilidir. Blog dünyasında yayımcılık yapan, içeriklerini paylaşan blogger'larımız da ister istemez diğer insanların, okurların, ziyaretçilerin algısını yönetebilmektedirler. Yazılan makalelerin, okurlar üzerinde kesin olmamak kaydıyla, o içerik kapsamındaki ana fikre bir kayma ve yönlendirme gibi özellikleri olduğu muhakkaktır.

Ben, içerik paylaşımcısı olarak blogumda bir makale yayınladığında, eğer o konu sizin üzerinizde bir etki bırakmanın yanında, sizi o hususlarda yönlendirebiliyor ve fikirlerinizi, düşüncelerinizi bir nebze olsun şekillendirebiliyorsam, işte o an algınızı yönetebiliyorum demektir. Bu durum, yalnızca blogculuk dünyasında geçerli olmamakla birlikte, teknolojinin ve internet dünyasının neredeyse tüm safhasında, her bir adımında algılama yönetimi olarak kendini bariz olarak hissettirebilmekte ve görüşleri etkileyebilmektedir.

Son Söz

Biz blogger'lar olarak -ki kendimi henüz sizler kadar profesyonel addetmiyorum- paylaşımlarımızı sunduğumuz okurlarımıza, içeriksel olarak algılarını yönettiğimiz eylemlerimizi, olumlu veya olumsuz gerçekleştirirken, kesinlikle saygı ve insani kurallar çerçevesinde icraata dökmeliyiz diye düşünüyorum.

Sizin, algı yönetimi ve blog dünyası arasındaki ilişkiyi betimleyen yorumlarınız varsa memnuniyetle beklerim. Teşekkürler.

Faydalanılan kaynak: http://www.caginpolisi.com.tr/eski_sitemiz/116/33-34-35-36-37-38-39-40.htm

 

Yazar Hakkında: Muhammed ÖZER, 1985 Ankara doğumluyum. Bilişim teknolojileri dünyasında iki buçuk yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteriyorum, blogculuk alanına ise yaklaşık iki buçuk aydır aşinayım. Teknoloji ve blogger konuları ağırlıklı olmak üzere, kişisel içeriklerimin yanında yaşamdan çeşitli kesitleri blogumda siz değerli okuyucularım ile paylaşıyorum.

Blog Adresim: http://www.cerezlerim.com/

Facebook: https://www.facebook.com/cerezlerim

Mittwoch, 5. März 2014

Blog Yazarlığı Meslek Olur Mu?

Gerek insan kaynakları uzmanlarından, gerek de dijital pazarlama sektörünün önde gelenlerinden son zamanlarda sıkça duyduğum bir cümle var. “Blog yazarlığı bir meslek olacak!”

”Tam zamanlı blog yazarı aranıyor” ilanlarını görmek veya “ne iş yapıyorsun” sorusuna gelecek “blog yazarıyım” cevabını duymak bizim jenerasyona kısmet olur mu bilemiyorum ama bu konuda ileride büyük gelişmeler yaşanacağından ben de eminim.

Zira bireysel olarak blog okuma ve yazma konusunda son 10-15 yılda büyük aşama kaydettik. İlk olarak 2002 yılında üniversitede tanıştığım blog kavramını o güne kadar hiç duymamıştım. Bugün ise o yaşlardaki neredeyse her insanın en az bir blog yazma tecrübesi olmuş veya takip ettiği birçok blog var. Bu değişim çok değil 10-12 senede oldu işte.

Peki blog yazarlığının meslek olması ya da tam zamanlı bir iş olması için bireysel kullanımdaki bu farkındalık yeterli mi? Bence bireyler kadar markalar ve kurumların da vizyonunu genişletmesi gerekiyor.

blog yazarlığı
Marka ve kurumların kendi bloglarını oluuşturmaları, ciddiye almaları, bloglarını bir iletişim, satış ve bağlılık silahı olarak kullanmaları blog yazarlarına kadro açmalarını beraberinde getirecektir.

Türkiye’de markalar, henüz blgger kadroları açmasalar da blogların gücünü fark etmiş olmalılar ki son yıllarda bloggerlarla iş birliğine gitmeye başladılar. Bu sayede bloggerlar düzenli olmasa da hatırıı sayılır gelirler elde edebliyorlar.

Markaların yanı sıra e-ticaret sitelerinin de bloglara fazlasıyla ihtiyacı var. Satışlarını arttırmak için blog yazarlarıyla iş birliğine gidecekeri gibi SEO için kendi bloglarını yazmalılar. Eğer e-ticret sitesi bünyesinde SEO ve içerik konusunda meleke sahibi birileri yoksa, kariyer sitelerine “blog yazarı aranıyor”  şeklinde ilan vermeleri çok doğaldır. Bu da blog yazarları için bir iş fırsatı demektir.

Peki blog yazarları e-ticaret sitelerinin bloglarına neler yazar? Veya bire-ticaret sitesinin blogunda neler olmalı?

Bu soruyu yanıtlarken, bu yazının sponsoru olan Mark-ha’nın blogundan örnekler verelim isterseniz.

- Günümüzde en etkili satş & pazarlama taktiklerinen biri olarak gösterilen “öğretme”yi blog kullanarak uygulayablirsiniz. Örneğin Mark-ha’nın blogunda elbise mayo alırken veya tesettür mayo alırken nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili pratik bilgiler yer alıyor.

 

- Marka veya e-ticaret sitelerinin bloglarında müşterinin ürün seçimini kolaylaştıracak  içerikler de yayınlanması gerekir. Mark-ha blogda, ürün seçiminde işe yarayacak pratik bilgiler ile ölçü belirleme ile ilgili yardımcı içeriklere de yer verilmiş.

- Bu tür blogların olmazsa olmazları yeni ürünlerin tanıtımı ve kombin önerileridir. Örneğin Mark-ha’ya yeni bir bayan pijama takımı eklendiğinde hemen bir blog yazısı hazrlanarak ürün hakkında bilgi veriliyor. Bu sayede hem müşteri bilinçlendiriliyor, hem de sitenin SEO performansı arttırılıyor.

Son olarak ileride blog yazarlığını meslek haline getirmek isteyen kişisel blog yazarlarına bir öneride bulunmak istiyorum. 2 türlü içerik vardır; okuyucu için üretilen ve arama motorları için üretilen. Kişisel bloglarınızda okuyucu için içerik üretme konusunda kendinizi fazlasıyla geliştirmiş olabilirsiniz. Fakat ileride  markaların veya e-ticaret sitelerinin blogları için içerik üretecekseniz, işin arama motorları kısmında da kendinizi geliştirmeli ve bu üreteceğiniz içeriklerde bu ikisi arasındaki dengeyi iyi tutturmalısınız.

Dienstag, 4. März 2014

ATÖLYEM



Evimizin çatı katında, hali hazırda 7/24 açık bir atölyem var. Her daim, beni tüm misafirperverliğiyle bekleyen masası, şovalesi, koltuğu, ve hatta yatağıyla... olmadı ön odasında iki berjeri ve televizyonuyla, minik bir oturma odasıyla her daim beni bekleyen kaçış odası, rahatlama odası, dinlenme odam, huzur odam ve daha aklıma gelmeyen bir sürü mutluluktur benim için atölyem.

 Kitaplıklarımın bir kısmı da orada.
 Ben resim yaparken, Melisa'da yakınımdan ayrılmaz. Oturma odasında televizyon izler. Arada bir gelir, resim yapar, taş boyar, kolaj için dergileri karıştırır, malzeme toplar, resim kitaplarını karıştırır. beni izler. Bana arkadaş olur. Olmadı yatakta uzanır, kitap okur. Olaylarını anlatır.

 Geçen haftalarda çekmiştim bu fotoğrafları. Şimdi biraz daha dağınık. Resimler var sağda solda. Yeni seriye başladım. Hızımı kesmezsem, önümüzde ki sene bahara sergi düşünüyorum.
Henüz tam bir günü atölyede geçirme imkanım olmadı. Vakit sıkıntım had safhada. Cumartesi günleri gittiğim atölye olmasa, gerçekten resim yapmam çok zor. Akşamları 10 dakika oturmaya vakit bulamıyorum. Evimde bir atölyem var, ama ben dışarda arkadaşlarımla bir arada resim yapmayı tercih ediyorum. Melisa her ne kadar da arkadaşlık etse de , şimdilik iyi kritik yapacak noktaya gelmedi.






203-) Fetih Suresinin İlk Ayeti İle Açılan Kapılar..

Kardeşlerim akşam yatmadan önce 500 defa okuyacağınız fetih suresinin ilk ayeti ile her ne isterseniz isteyin hayırlısıyla Rabbim tarafından kısa surede verilecektir,yeter ki en az 40 gün okunmaya devam edin. Açılan kapıları görün inşallah..
''İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ''
Muhakkak ki Biz, sana apaçık bir fetih verdik. Kardeşlerim Fetih suresini okumaya gücü yetmeyenler bu ayeti ezberleyip sürekli okusunlar, her konuda zafer kazanırsınız. Fatih Sultan Mehmet'in bu surenin gücüyle İstanbul'u Fethettiği yazıyor bir çok yerde, çok önemli bir sure.. Bu sureyi devamlı okuyanlar hayatına tüm mutlulukları çeker her işi rast gider, etkisini çok kısa sürede görmeye başlar.. Hani bana sorsalar ''ıssız bir adaya düşsen yanına almak istediğin üç şey nedir diye'''Fetih suresi, Vakıa suresi ve Esmül Hüsna benim her şeyime yeter derim.. Sevgilerimle..

Montag, 3. März 2014

Hazır Sosyal Paylaşım Eklentileri

Hayatımızın önemli bir parçası haline gelen sosyal medyayı, bloglarımıza da çeşitli şekillerde entegre etmemiz gerekiyor. Gerek ziyaretçi getirmesi, gerek de Google’a sinyaller göndererek yazıların hızlı indexlenmesini ve SERP performansını arttırması açısından, sosyal paylaşım butonları blogların olmazsa olmaz eklentilerinden.

Blog yazılarını okuyan kişilerin, bu yazıları kolayca sosyal medyada paylaşmasını sağlayan butonlara olan ihtiyaç ve talep artınca, bu butonları kolayca oluşturmanızı ve blogunuza eklememizi sağlayan siteler de artmaya başladı. Bunlardan en popüler 4 tanesini sizlere tanıtmak istiyorum.

1. AddThis

Bu alandaki en eski 2 siteden biri olan AddThis, kendini güncellemeyi başardı ve şuanda kullanıcılara sunduğu 5 farklı sosyal eklentisi var.Bunlar:


- Paylaş butonları: 4 yatay, 3 de dikey versiyonu olan paylaşım butonlarını özelleştirerek hangi butonların gözükmesini istediğinizi belirleyebiliyorsunuz.

Addthis paylaş butonları
- Takip butonları: Sosyal apğlardaki hesaplarınıza link vererek kullanıcıları buralara yönlendrmenizi sağlayacak takip butonlarını AddThis ile kolayca oluşturup blogunuza ekleyebiliyorsunuz. Yatay ve dikey versiyonlarda büyük ve küçük ikon seçenekleri var.

addthis takip et butonları
- Hoşgeldin çubuğu: Blogunuza girildiğini sayfanın üst tarafında açılan ve içerisine istediğiniz sosyal ağın takip ya da paylaş butonları ile istediğiniz sayfaya link ekleyebileceğiniz, bir nevi “call to action” barı diyebiliriz. Renkleri de blogunuzun tasarımına uygun hale getirebiliyorsunuz.

addthis hoşgeldin barı


- Trend içerikler: Günün, haftanın veya ayın en çok paylaşılan içeriklerini listeyen bu eklentiyi kullanabilmeniz için AddThis paylaş butonlarını blogunuz eklemiş olmanız gerekiyor. O butonlar ayyesinde en çok paylaşılan yazılar otomatik hesaplanıyor ve ziyaretçiye “trend” olarak öneriliyor. Kaç yazı gösterileceğini ve görünümünü belirleyebiliyorsunuz.

addthis trend içerikler


- Akıllı katmanlar: Blogunuzu tek tıklamayla ekleyebileceğiniz 4 farklı katmandır. İsterseniz hepsini ekleyebilir, isterseniz işinize yaramayacakları kaldırabilirsiniz. Neler bu katmanlar? Sağ üst köşede açılır kapanır takip butonları, sayfayla hareket eden paylaş butonları, sayfayı aşağı kaydırdığınızda otomatik açılan öneri kutusu ve sayfanın en altında önerilen içeriklerin yer aldığı 4 adet kutu. Demoyu incelemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

addyhis smart layers

 

 

2. ShareThis

AddThis’le birlikte en eski sitelerden biri olan ShareThis’in sosyal paylaşım butonlarını 3 adımda blogunuza kolayca ekleyebilirsiniz.

1. adımda sitenizin hangi platformda olduğunu seçmeniz istenir.
2. adımda butonların stilini seçmeniz istenir. 3 farklı stilden birini seçebilirsiniz.
3. adımda ise hangi butonların yer almasını istediğinizi belirlersiniz.

sharethis

Son olarak get the code butonuna basarak kodunuzu ve blogunuza nasıl eklemeniz gerektiğini görebilirsiniz.

3. Flare

En yeni ve en ilginç sitelerden biri olan Flare ile sosyal paylaşım butonlarını blogunuza eklemek eğlenceli ve çok kolay. Çok şık ve orijinal bir tasarıma sahip  olan Flare sosyal paylaşım butonlarını yazı başlığının altına mı, yazının sonuna mı, ortaya mı, sağa mı, sola mı ekleyeceğinizi ayarladıktan sonra sürükle bırak tekbiği ile kolayca blogunuza ekleyebiliyorsunuz.

flare
Flare’de ücretsiz hesap açtıktan sonra +New butonuna tıklarak yeni bir flare oluşturmaya bşlayabilirsiniz. Gösterilecek sosyal paylaşım ikonlarını, blogunuzun neresinde gözükmeceğini ve renklerini anlık olarak blogunuzun üzerinde görebilirsiniz. Son haline karar verdikten sonra da blogunuza uygulayabilirsiniz.

4. Markerly

Sadece blog yazılarınızın değil, blogunuzdaki resimlerin ve yazının içerisindeki belli bir yerin sosyal ağlarda paylaşılmasını da sağlayan Markerly, bu özelliği diğerleri arasında ön plana çıkıyor.

markerly

Markerly’nin widget oluşturma sayfasına gittiğinizde sayfa, görsel ve metin paylaşım butonlarından hangilerini istediğinizi ve renklerini seçtikten sonra size verilen kodu blogunuzun </body> taginin üstüne eklemeniz yeterli.

Sonntag, 2. März 2014

202-) Aldatma Güven Eksikliğidir..

Aldatma özgüven eksikliğidir.
Hep merak etmişimdir, neden elindekine sahip çıkamaz insan? Neden aldatır ve neden aldatılır? Elde etmek için onca uğraştan sonra, nasıl olur da her şeyi kaybetmeyi göze alabilir insan? Sevdiğiniz sizin olunca, onu değersizleştiren nedir? Hızlı başlamış bir ilişki, çabuk elde edilişin kabusunu mu yaşar aldatılmışlıkla? Aldatmaması için elde edilmek zorlaştırılmalı mıdır? Neden aldatır insan ve neden aldatılır? İkisi aynı soru mudur? İki soru da aynı kapıya mı çıkar? Yoksa açılan kapılar çok mu uzaktır birbirine?

Neden aldatır yahut aldatılır insan biliyor musunuz?
• Birine taşıyabileceğinden fazla değer verirseniz, bu sizin aldatılmanız için ilk ve büyük nedendir. Değer verdiğiniz kişi, kendi ailesinde yeterli kadar sevgi ve saygı görmemişse, öz saygı ve öz sevgisi yeterince gelişmediğinden ihanet kaçınılmazdır. Uygun zaman, mekân ve insan aranır. Uygun zaman, uygun mekân ve uygun kişi bir araya geldiğinde aldatılırsınız.
• Kendinize hak ettiğiniz değeri vermek durumundasınız. Şayet siz hak ettiğiniz sevgi ve saygıyı kendinize göstermezseniz, başkası neden size hak ettiğiniz sevgi ve saygıyı göstersin ki...
• Kişilerin aile tarzları ve yetiştirilme şekilleri önemlidir. Bir kızın annesi, babasına ne kadar saygı gösteriyorsa; kız, kocasına aynı saygıyı gösterecektir. Davul bile dengi dengine denir ya...
• İlişkilerdeki şiddetli kavgalar, maskelerin düştüğü andır. İnsan sinirlendiğine ve ağladığında maskesini çıkaracaktır. Şiddetli kavgalar, neden aldatıldığınız veya aldatılacağınızın ipuçlarını vermektedir.
• Karşınızdaki kişinin istekleri oldukça önemlidir. Şayet istekleri sizin karşılayabileceğinizden fazla ise problem vardır. Bu istekler hala tekrarlanıyorsa, aldatılabilirsiniz.
• Hayatta hiçbir şey birden bire olmaz. O kadar çok belirtisi vardır ki... Fiziksel kusur buluyorsa sevgiliniz, ciddi bir problem başlıyor demektir ve çoğunlukla fiziksel kusur devamında aldatılmayı getirir.
• Aldatmanın temeli bakış açısına dayanır. Farkındalığınız artıkça, hayattan ne istediğinizi bilirsiniz. Bilinçli tercihler, ulaşılan sonuçları korumak için yeterlidir çoğunlukla. Bilinçli tercihle, aldatılmayı tercih etmemiş oluyorsunuz ki, bu farkındalık durumunuzla doğrudan ilişkilidir.
• İnsan, içinde bir şeytan ve bir melek taşır, unutma! Ne zaman hangisi olacağını bilemezsin. Bunu anlamak için dikkatli bir gözlemci olmalısın.
• Aldatıldığınızda yapmanız gereken davranış ayrılmak olmalıdır. Aldatılmak, ilişkiye temizlenmesi oldukça zor bir leke bırakır. Çoğu kez ayrılık bile temizleyemez bu lekeyi. Lekeyi temizlemeye çalışmayın. Elbiseyi çıkarın.
• Tepkilerinizi yerinde ve zamanında verin. Beklemeyin, acımayın, unutmayın.

Ayrıldınız, peki şimdi ne yapacaksınız. Önce kendi içinizde, onu ve onunla sizi aldatanları affedeceksiniz. Tüm benliğinizle affedeceksiniz. Sonra yaşama daha doğru ve daha temiz bir şekilde devam edeceksiniz. Allah’a sizi hak edecek ve sizin hak ettiğiniz kişilerle tanıştırması için dua edeceksiniz. Ve yaşam küçük sürprizlerini bir süre sonra karşınıza çıkaracaktır. Yeter ki siz isteyin. Unutmayın ki, şu andaki mutsuzluğunuz önce ki yanlış tercihlerinizin sonucudur. Şayet bu tercihleri devam ettirirseniz, mutsuz olmanız kaçınılmaz olacaktır.

Çoğu aldatılmada, aldatılan kişi mutsuzdur mutlaka. Ama asıl aldatandır mutsuz olan. İçsel problemleri vardır. Öz saygısını yitirmiştir. Öz benliğinde ciddi yaralar vardır. Eksik büyümüştür aldatanlar ve aldatarak tamamlamaya çalışırlar eksikliklerini. Oysa bilmezleri her aldatılmışlık, deliği daha da büyütür. Aldatılan bu yazıyı 2 defa, aldatılamayan 1 defa okur. Şayet tekrar okumak isterseniz bu yazıyı. Bilin ki geçmişte bir yerlerde, gizli kalmış bir aldatılmışlık vardır. Siz bilmeseniz bile, bilinçaltınız mutlaka bilir aldatılmışlığı. Aslında herkes kendini aldatır.

Siran Kaleli
Psikolojik Danışman